“... hoyratça aransa üstümüz
sinsice eşelense cebimiz
hiçbir şey çıkmazdı birbirimizden başka;
ne ihanete, ne sadakate
bulamazlardı bir kanıt
biz; birbirimize görünür
birbirimize kokardık...”
Onlar ki, bir çocuk kadar kirli, bir çocuk kadar temizdiler. Amsterdam’dan Hong Kong’a, Cihangir’den Bozburun’a, gittikleri her muhbir şehrin gözünü bağlayarak, saklandılar, kaçtılar, kendi dillerini, kendi dinlerini yarattılar...
Onlar ki, ölümün serçeparmağına giren kıymıktı; şeytanın hıçkırık tutması; Tanrı’nın göz seğirmesi... Yegâne zaferleri ihanetleriydi.
Onlar ki, onca zaman onca çaba, sadakatin ipine sarılarak çıktıkları kuyuya aşkın saçının teline tutunarak güle oynaya inerken, küstahça hadlerini aştılar: Birbirlerini birbirleri için yarattılar!..
Bu onların hikâyesi. Buğu’nun ve Çizgi’nin...
Kitabın ilk sayfasını açtığımızda şu yazıyla karşılaşıyoruz :
"... Aşktan beklediğimiz de birazcık gerçek yaşam,birazcık gerçek ölüm değil mi?Aşkı mutluluk için değil, olsa olsa,karşıtlıkların duyumsanmayacağı, yaşamın ölümle,zamanın sonrasızlıkla bir ve birlik olabileceğio gizemli an için isteriz... " OCTAVIO PAZ "El Laberinto De La Soledad" (Yalnızlık Dolambacı)
Aşk, tutku kitabı severler, kaçırmamanız gereken bir kitap...
İyi , bol kitaplı günler.

